Cumhuriyet’in 100 değeri

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyetimizin 100.’üncü yılı için hazırlanan birbirinden çarpıcı proje ve etkinliğe yenileri ekleniyor. Bunlardan biri de Koç Holding’in hayata geçirdiği ‘Cumhuriyet’in 100 Değeri’ adlı çalışma… Bir kalkınma projesi olan Cumhuriyetimizin 100 yıllık tarihine baktığımızda her dönem büyük badireler atlatıldığına, büyük kazanımlar elde edildiğine ve kutlanacak çok fazla şey olduğuna dikkat çeken Koç Holding, Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümünden tam 100 gün önce başladığı bu çalışmayı 29 Ekim 2023’e kadar sosyal medyadan aralıksız sürdürecek. Cumhuriyetimizin kurulduğu günden itibaren 100 değere dikkat çekip bizleri o günlere götürecek. Bu kapsamda uzman bir tarih danışma kurulunun katkısıyla arşivler taranarak hazırlanan proje ile Atatürk’ün Cumhuriyet hayalini anlama fırsatı sunulacak.

İŞTE O DEĞERLERDEN ÜÇÜ

‘İstanbul Radyosu’ ilk yayınını yaptı

Türkiyede’ki ilk radyo yayını “İstanbul Radyosu” tarafından 6 Mayıs 1927’de yapıldı. 1925 yılında çıkarılan kanunla ülke genelinde bir telsiz şebekesi kuruldu. Bu şebekenin parçası olan vericilerle bir radyo kurulması fikri, Mustafa Kemal’in de teşvikiyle kabul gördü. Henüz kimsede radyo alıcısı bulunmadığından yayınlar, ilk başta Sirkeci’deki postane binasının kapısı üzerine yerleştirilen bir hoparlör vasıtasıyla yapıldı. Halka yabancı geleceği düşünülen “radyo” yerine “telsiz telefon” kelimesi kullanıldı. Altı ay sonra Ankara’da başlayan radyo yayını ilerleyen yıllarda ülke geneline yayılarak tüm Türkiye’yi bir araya getirdi.

Alacahöyük’te kazılar başladı

1835 yılında W.G Hamilton adlı bir gezgin tarafından dünyaya tanıtılan Alacahöyük, 1907 yılında 15 gün süren bir kazı denemesi dışında, uzun süre bilim dünyasının gündeminden uzak kaldı. Alacahöyük’ü hiç görmediği halde kitaplardan tanıyan Mustafa Kemal Atatürk, bölgede arkeolojik çalışmaların başlaması için maddi destek verdi. 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına Remzi Oğuz Arık ve Hamit Zübeyir Koşay başkanlığında başlayan ve uzun yıllar devam eden kazılar, birçok Türk arkeoloğun yetişmesine katkı sağladı. “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültüdür.” diyen Atatürk, ağır hasta olduğu dönemde dahibölgede yapılan çalışmaları yakından takip etti.

İlk kadın muhtar Gül Esin Hanım

Türk kadınına tarihimizde seçme ve seçilme hakkı ilk kez 1930 belediye seçimlerinde verildi. 1934 yılına gelindiğinde kadınlar; milletvekili seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce elde etti. 1933 yılında yapılan seçimlerde, Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demircidere Köyü’nde (bugünkü adıyla Karpuzlu) yaşayan 32 yaşındaki Gül Esin Hanım, 7 erkek rakibi karşısında açık bir üstünlük sağlayarak, 500 oyla muhtar seçildi. Tarihimizin ilk kadın muhtarı olan Gül Esin Hanım, başarılı hizmetleri ve sergilediği cesaret dolu adımlarından ötürü kısa sürede halkın sevgisini kazandı. O dönemde, kendisini en çok mutlu eden hadise ise ‘Köydeki başarılı faaliyetlerini yakından takip ettiğini’ belirten Gazi Mustafa Kemal Atatürk imzalı bir mektup oldu… Gazi, Gül Esin Hanım’ı ödüllendirerek, Çankaya’ya davet etti.

İşsizlik ve iç savaşın pençesinde çaresiz bir kadının öyküsü

Esin Sayar’ın Mona Kitap’tan çıkan ‘İrina-Kaderin Labirentinde Yalnız Bir Kadın’ yıllar boyunca evinden, ailesinden uzak bir hayat süren “yabancı hizmetli” kadınların hayatını gözler önüne seriyor. Sayar’ın gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenerek yazdığı kitabın konusu kısaca şöyle: Karadeniz kıyısında küçük bir ülke olan Abhazya, Gürcistan’ın saldırısına uğrayınca, pek çok savunmasız aile; evini, yurdunu terk etmek zorunda kalır. Bir sabah gökten bombalar yağarken yaşanan kargaşa sonrasında İrina, kendini Rusya sınırında bir sığınma kampında bulur. Kocası ve oğlu ise Gürcistan’a gitmiştir. Uzun ve zorluklarla geçen dört ayın ardından aile birleşirken İrina’nın çilesi daha yeni başlar. Çalışmak için soluğu Türkiye’de alır ve kimi zaman mutsuz kimi zaman keyifli geçen hasta bakıcılık hayatı Mavi Köşk’te apayrı bir boyuta ulaşır.

Çocuklar Sasaki anısına kağıttan turna kuşu yaptı

İstanbul Oyuncak Müzesi’nin kurulduğu günden bu yana her yıl gerçekleştirdiği, II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima’ya atılan atom bombasının etkisiyle kansere yakalanarak 12 yaşında hayatını kaybeden Sadako Sasaki’yi anma etkinliği Artİstanbul Feshane’de düzenlendi. Etkinlikte 5-9 yaş grubundaki çocuklar, Japon kültürüne göre kağıttan 1000 turna kuşu yaparsa iyileşeceğine inanan, ancak bu sayıyı tamamlayamadan hayatını kaybeden Sasaki anısına orgami tekniğiyle turna kuşu yaparak barış mesajları verdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir